12 Ekim 2016 Çarşamba

Türkçe Namaz Kılınabilir mi? Kuran'da Rekat Sayısı, Uzun Secdede ve Rükuda Kalmanın Fazileti ve Namazda Okunabilecek Dualar

 KUR’AN’DA FİZİKİ NAMAZ İBADETİ VARDIR
Günümüzde bazı kişiler tarafından, Kur’an’da namaz diye bir ibadet şekli yoktur denip kıble, secde, rüku gibi fiziki hareketleri anlatan kelimelere soyut anlamlar verilerek, bu ibadet kaldırılmaya çalışılıyor. Oysa rüku-secde-kıyam-kıbleye yönelmek fiziki bir eylemi anlatan kelimelerdir.
Rüku kelimesine “Allah’tan başkasına eğilmemek” anlamını verip tamamen fiziki bir hareketi ifade eden “ayakta iken eğilmek” anlamı atılıyor. Oysa Kur’an’da, Allah bize hiçbir yerde, bir ayette bir kelimeyi 2 farklı anlamda kullanmadığı, yahut hiçbir ayette bir kelimenin birkaç anlamı varsa anlamlar içerisinden istediğimizi seçebileceğimizi bildirmemiştir.
Dolayısıyla, Kur’an’da eğer bir kelimenin birkaç anlamı varsa, eğer anlamlar arasında birbirine zıt anlamlar yoksa (hem önüne dön derken hem arkana dön demiyorsa) yahut bir anlamı seçtiğimizde apaçık başka bir ayetle çelişmiyorsa mevcut anlamların hepsi alınmalıdır. (örneğin kadını dövmek olarak çevrilen darabe kelimesi kaba bir şekilde uyarı yapmamak ayetleri ile çeliştiğinden darabe kelimesinin diğer anlamları alınır). Amma rüku, secde gibi kelimeler için böyle bir durum yoktur.
Örneğin, Arapçada yedi kelimesi hem sayısal olarak 6 dan sonra gelen rakamı ifade eder hem de “çok sayıda” anlamına gelir. Dolayısıyla bizler, bir ayette 7 deniz ifadesi gördüğümüzde bunu hem rakamsal anlamda 7 tane deniz hem de çok sayıda deniz olarak düşünürüz.
Kıyam (ayakta durmak), rüku (ayakta iken dizlere doğru eğilmek), secde (kıvrılarak alnımızı yere koyarak kapanma) kelimeleri geçmektedir ve ne anlama geldikleri BİLİNİR VE AÇIKTIR. Örneğin, ben size “koşmak” deyince “hızlı adımlarla sekerek yürümek” anlamını ifade ettiğimi anlıyorsunuz. İşte, kıyam, rüku, secde kelimeleri de indiği her dönemde KOŞMAK kelimesi kadar bilinir ve anlaşılır olmuştur. İnsanların gözünde masa deyince nasıl bir obje canlanıyorsa, secde deyince de fiili bir hareket canlanmıştır.
ANLADIĞIMIZ DİLDE (TÜRKÇE) NAMAZ KILMAK
Kuran’a göre namaz, ne dediğini bilmek ve anlamakla yerine getirilir.
Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar, …, namaza yaklaşmayın.
(Nisa Suresi, 43.ayet)
Bu yukarıdaki ayetten 2 şeyi anlıyoruz. Örneğin, şarap içmemiz dinimizde yasak. Ama diyelim ki şarap içme gafletine düştük ve günah işledik; Allah bu durumda dahi bizi namaza yöneltiyor. Ayete göre eğer ki sarhoşluk halimizde ne söylediğimizi bilir bir halde isek namazımızı kılabiliriz. Bu ayete göre diğer anladığımız ve bu yazının konusu açısından en önemli kısım ise ALLAH NAMAZIMIZDA NE DEDİĞİMİZİ BİLMEMİZİ İSTİYOR. Yani, bugün Arap olmayan pek çok Müslümanın yaptığı gibi, ne söylendiğinin bilinmediği, ezbere dualar okunan namazdan razı değil. Bunu yapanı affedebilir bu ayrı bir konu, ama BİZLERDEN İSTEDİĞİ NE DEDİĞİMİZİN FARKINDA OLMAMIZ.
Bütün Peygamberler, gittikleri toplumda kendi ana dillerinde ibadet etmiş ve onlara da ana dillerinde ibadet etmeyi öğretmiştir. Nitekim Son Peygamberimizin Arapça konuşmasının ve Kur’an’ın Arapça olmasının sebebi, muhatap olunan ilk toplumun Arap olmasından ötürü olduğu bildiriliyor. Gönderilen tüm Peygamberler ve diğer kutsal kitaplar da gittiği toplumların dilinde olmuştur.
Eğer biz onu başka dilde bir kitap yapsaydık, onlar “bunun ayetleri açık (anlaşılır) olmalı değil miydi? Araplara başka bir dil mi?” diyeceklerdi. (Fussilet Suresi, 44.ayet)
Biz her Peygamberi, onlara dinlerini açıklasın diye, ancak kendi toplumunun lisanıyla gönderdik. (İbrahim Suresi, 4.ayet)
Görüldüğü gibi, ayetler açık ve net. Tüm Peygamberlerin ve gönderilen her kitabın dili ancak muhatabı olunan ilk toplumun dilinin ne olduğu ile alakalıdır. Son Peygamberimizin Arapça konuşması ve Kur’an’ın Arapça olmasının tek sebebi de ÖNCE ARAP BİR TOPLUMUN UYARILMASININ ALLAH TARAFINDAN UYGUN GÖRÜLMESİ İLE ALAKALIDIR. Yoksa, İsa Peygamberimiz gibi diğer pek çok Peygamberin dili, Tevrat’ın, İncil’in dili nasıl ki hiçbir DİNİ KUTSALLIĞA SAHİP DEĞİLSE, ARAPÇANIN DA HİÇBİR DİNİ KUTSALİYETİ YOKTUR. Eğer, sırf gönderilen vahyin dilinden ötürü bir dil kutsal görülecekse, Allah bu zamana kadar her dilde vahiy indirdiğinden HER DİL KUTSAL GÖRÜLMELİDİR.
Kur’an’ın ve Peygamberin dili Arapça diye ibadetlerin özellikle Arapça telaffuzla yapılması sevap kaynağı olmuyor. Bugün bozulmuş olmalarına rağmen, Tevrat ve İncil de Allah tarafından indirilmiş kutsal kitaplardı. Dilleri de farklıydı. Neden İncil ve Tevrat’ın dili kutsal sayılmıyor? Gelen Tüm Peygamberler kendi dilleri ne ise o dilde namaz kıldılar. Neden diğer Peygamberlerin dillerinde namaz kılıyor olmak GÜNAH OLARAK LANSE EDİLİYOR? BU DÜPEDÜZ İFTİRADIR. Namaz, bildiğiniz üzere Muhammed Peygamberimizle insanlığa ilk defa emredilmedi. Adem Peygamberimizden beri namaz emredildi ve tüm farklı dillere sahip toplumlar tarafından uygulandı. Muhammed Peygamberimizden başka bir sürü Peygamber geldi ve her ümmete farklı dillerde vahiy indi. Hepsi kendi dillerinde namaz kıldı, kendi dillerinde vahyi okuttu öğretti, halkına kendi dillerinde ibadet etmeyi öğretti. Neden? Çünkü kul anladığı dilde ibadet etmeli, ibadetinde ne dediğini bilmeli, vahiyde ne dediğini ANLAMALI.
Peygamberimiz de diğer Peygamberlerimiz gibi anladığı dilde yani anladığı dil de Arapça olduğu için Arapça namaz kıldı. Peygamberimize uymak istiyorsak, namazı Arapça kılmakla değil, o anladığı dilde kıldığından bizim de anladığımız dilde kılmakla mümkün olur. “Diğer Peygamberler farklı dilde kılmış olabilir Amma O Son Peygamber, o yüzden biz ille de Son Peygamberimiz gibi kılmalıyız” diye itiraz edeceksek, Peygamberimiz Son Peygamber olmakla hiçbir AYRICALIKLI KONUMA ULAŞMAMIŞTIR. Zaten Müslümanlara, Peygamberler arasında ayrım yapmak yasaklanmıştır. Müslüman bir kişi Kur’an ayetlerine göre, hiçbir Peygamberi diğerinden farklı görmez, ayrıcalıklı görmez, hiçbir Peygamberi diğerlerinden üstün tutamaz. Peygamberler arasında üstünlük sıralaması yapamaz. BİR MÜSLÜMAN BÜTÜN PEYGAMBERLERİ EŞİT DERECEDE DEĞERLİ VE EŞİT DERECEDE ÖRNEK GÖRMELİDİR. KUR’AN’IN EMRİ BUDUR.
Bir Müslüman şunu söylemeli ve uygulamalıdır:
Allah’ın Resullerinden hiçbirini ötekinden ayırmayız. (Bakara Suresi, 285)
Allah’a ve O’nun Resullerine iman edip onlardan birini, ötekilerden ayırmayanlara gelince, Allah böylelerinin ödüllerini yakında kendilerine verecektir. (Nisa Suresi, 152.ayet)
Peygamberimiz de Ahkaf Suresi 9.ayette kendisinin diğer Peygamberlerden türedi (farklılaşan, farklı bir şey ortaya çıkaran) olmadığını söylüyor. Bu ayeti Resullerin ilki değilim şeklinde çevirseler de bu çeviri yanlış bir çeviri. Ayette geçen Bid’an kelimesi türedi olmamak anlamına geliyor.
Dolayısıyla hem Son Peygamberimize hem de diğer Peygamberlere uymanın yolu anladığımız dilde ibadet etmekten geçiyor. Nisa Suresi 43.ayette, Allah’ın namazda ne dediğimizi bilmemizi istediğini görmüştük. Benim gördüğüm bir diğer ayrıntı da şu, ALLAH NE DEDİĞİMİZİ BİLMEMİZİ VE NE DEDİĞİMİZİ BİLDİĞİMİZ KELİMELERİ SESLİ BİR ŞEKİLDE İFADE ETMEMİZİ İSTİYOR. Yani, Arapçasını söyleyeyim içimden Türkçesini geçireyim değil de, ÖNCELİKLİ OLARAK ANLADIĞIMIZ DİL HANGİSİ İSE ONU SESLİ SÖYLEMEMİZİ İSTİYOR. Ana dilimiz Arapça değilse, biz içimizden ancak tercümanların yaptığı gibi çeviri yaparak namazımızı kılmış oluyoruz. Ama Allah, namazımız için kullandığımız kelimeleri dışarı vurmamızı (İsra Suresi 110.ayette) ve ne dediğimizi bilmemizi istiyor. O halde biz ne dediğimizi bildiğimiz kelimelerle ve bu kelimeleri dışarı vurarak namazımızı kılmalıyız.
Yani, özetle Türkçe namaz kılmak, yapılabilir ve bize daha güzel gelen olduğundan değil; emirlere en uygun olan olduğundan yerine getirilmelidir.
Örneğin, bazı insanlar yurt dışında yaşar yabancı dili ana dili gibi kullanır. ya da yabancı bir dili – aynı ana dili gibi- söylendiği anda kavrayacak düzeye gelirler. Eğer bizim de Arapçamız bu düzeydeyse elbette Arapça da kılabiliriz. İngilizcemiz bu düzeydeyse İngilizce de kılabiliriz.
Cennette konuşulacak dil hakkında kesin bir delil verilmemiştir ama eğer ki cennette herkes Arapça konuşacaksa da, bu, bizim dünyadaki ibadetlerimizi Arapça yapmak için bir neden değil. Orada Arapça konuşmak farklı bir konu, dünyada bildiğimiz dilde ibadet etmemiz gerektiği ayrı bir konudur.

UZUN RÜKU VE UZUN SECDEDE KALMANIN FAZİLETLERİ, NAMAZIN REKATLARI KONUSU
Günümüzde Müslümanlar, genellikle Kıyam’da dualarını okur, Rüku ve Secdede birkaç saniye kalır ve sonra hemen tekrar Kıyam’a geçerek dualarını okumaya devam eder. Oysa, Kur’an’a göre kıyam-rüku-secde hareketleri namaz için bir bütündür, dualar daha çok Kıyam’da yapılır, Secde ve Rüku da tespih cümleleriyle bir iki saniyede geçirilir gibi bir kavram yoktur. Tam tersine Kur’an’da namazlarda uzunca rükuda ve uzunca secde de kalmak faziletli bir davranış olarak ifade edilmiştir.
Günümüzde Müslümanların secdeden sonra yaptıkları ve namaza dahil ettikleri oturup dua etme, Kur’an’a göre namaza dahil değildir. Lakin, Kur’an’da namazdan sonra ayakta, yan yatarak veya oturarak Allah’ı anmamız emredilmiştir (Nisa Suresi 103.ayet). Muhtemelen Peygamberin namazdan sonra oturarak dua ettiğini görenler bunu namazın içinde olan bir hareket olarak algılamıştır.
Gene Kur’an’a göre namazlarımızın rekat sayısının şartı verilmemiştir. Nasıl ki vereceğimiz zekatın miktarı sayısal olarak belirtilmemiş ve herkesin gönülden bağışladığı kadarının zekat yerine geçeceği bildirilmişse; namazın süresi ve rekat sayısı da kişinin kendi gönülden yaptığına bağlıdır. Peygamberimiz kendisi için namazlarında değişik rekat sayıları uygulamış olabilir, bunu da şart sanmış olabilirler, fakat nasıl ki Peygamberin verdiği zekat miktarı kadar zekat vermemiz şart değilse; onun kıldığı süre kadar da kılmamız şart değildir. Namazın rekat sayıları, muhtemelen Peygamber öldükten sonra Müslümanları bir düzene tabii tutmak amaçlı imamlar tarafından oluşturulmuştur.
Kur’an’da iftar vakti Akşam namazının (Leyl vaktinin) girmesi yani güneşin batması ile başlar. Akşam namazı vakti havada hiçbir ışık huzmesinin kalmadığı ana dek sürer. Allah bu vakitte yemek yeme ve içmeyi serbest kılmıştır. Buradan da anlıyoruz ki, mümin, namaz için belirtilen sürenin tamamını ibadetle geçirmek zorunda değil. İbadet süresi içinde hem namazını kılabilir hem de yemek yeme gibi dilediği farklı işleri yapabilir.
Rüku ve Secdeyi de aynı Kıyamın öneminde düşünmeli, bu hallerde de Allah’ı uzunca anmalıyız. Rüku ve Secdede birkaç saniye değil de aynı Kıyamda kaldığımız gibi dakikalar ayırırsak Allah’ın gösterdiğini uygulamış oluruz.
Allah namazımızı savaş ortamında kısaltabileceğimizi bildirmiştir (Nisa suresi 101.ayet), buradan yola çıkarak namaz kısaltılabilir olduğundan bazılarınca 2 rekat olduğu düşünülmüştür. Mümin, 1 rekatı 10 dakika olarak da geçirebilir 5 dakika olarak da. Dolayısıyla burada kısaltılan rekat değil, süredir. O yüzden namaz en az 1 rekat olmalıdır.
Ben geçen senelerde genellikle 2 rekat kılıyordum, bu sene ise namazlarımı genellikle 3 rekat kılıyorum. Namazlarımı eğer ki hasta değilsem en az 10 dk genellikle 10-15 dk arası bir sürede kılıyorum. Örneğin Kıyamda 3 dk kalmışsam Rükuda da 3 dk kalıyorum. Yani Rüku ve Secdeyi Kıyamdan daha kısa olacak şekilde geçiştirmiyorum, hepsini dengeliyorum. Hatta genelde en uzun süre olarak Secdede kalıyorum.
Allah, uzun Secde ve Rükuya dikkat çekmiş, tüm namaz vaktinin ibadetle geçirilmemesini serbest kılmış, bunun dışında savaşta namazı kısaltabileceğimizi söylemiş. Tüm bunlar bana gösteriyor ki namaz toplamda 2-3 dakikalık bir ibadet olmamalı. Belli bir süresi yok, 3 dakikalık namaz kabul olmaz demiyorum ama Kur’an’a baktığımda namazın mümin için doyurucu bir süresi olmalı. Kafada uzun bir kalıp olarak algılanan özel bir vakti ifade etmeli. Benim için bu vakit en az 10 dakika olarak uygun geliyor.
Kur’an’da namaz kılmasına rağmen lanetlenmiş insanlardan, kötülük yapan insanlardan bahsedilir. Eğer ki namazlarımız bizi daha takvalı yapmakta motive etmiyorsa, kıldığımız namazda bir sorun var demektir. Namazımızda kendimize hatırlattığımız şeyleri yeterince içselleştiremiyoruz demektir.
Kur’an’a göre namaz kötülüklerden alıkoyan bir ibadettir. Bizi iyiliğe sevk eder. Ahireti hatırlatır. Yaratıcımızla buluştuğumuz ve belli vakitlere mahsus olan çok özel bir ibadet şeklidir. Namaz ile günde sadece 30 dakika anacağız diye bir şart yok. Allah pek çok an ve durumda kendisini anmamızı bize farz kılmıştır (bu konu ile ilgili yazıları aşağıda paylaşacağım inşallah) Kendisini sürekli ve çok anmamıza da dikkat çekmiştir. Sadece namazda değil, günlük hayatımızda çok kere Allah’ı hatırlamalıyız. Namaz aynı zamanda, bizi Allah’ı daha da çok anmaya sevk etmeli.
NAMAZDA HANGİ DUALARI OKUYABİLİRİZ?
Namaz, Allah’ı övdüğümüz, O’na sığındığımız, dertlerimizi açtığımız, dualarda bulunduğumuz, Yaratıcımıza yöneldiğimiz, kişisel olarak bütün dert ve isteklerimizi belirttiğimiz, takvalı olmak için motive olduğumuz, kötülüklerden yüz çevirip iyilikler yapmak için kendimize hatırlatmalar yaptığımız çok özel bir ibadettir. Yaratıcımızla baş başa olduğumuz bir andır.
Bu çok kişisel, kişiye has bir ibadettir. Bu yüzden, Allah, namazımızda edeceğimiz dualarda da bizi serbest bırakmıştır. İlle de şu duayı edin, ille de beni övecek başka kelimeler kullanmayın, kendi kişisel dertlerinizi ve isteklerinizi bana dilediğiniz gibi açmayın DEMEMİŞTİR! Allah örneğin, namazda ESMAÜL HÜSNA okunmaz gibi bir şey belirtmemiştir. Aklımıza gelen, kullanmak istediğimiz her duayı kullanabiliriz. Kendimiz özel olarak kendi oluşturduğumuz dualar ve Allah’ı öven cümleler ile de namazımızı kılabiliriz. Çünkü, namazın anlamı tam da bu! Kişisel olarak beslendiğimiz ve dualarımızda özgür olduğumuz bir ibadet!
Şahsen ben, yıllardır kendi oluşturduğum Allah’ı övdüğüm dualar ve kendi oluşturduğum beni dünyada iyi bir insan kılacak ve Ahirette güzel bir yere ulaştıracak isteklerimi, dünyalık-ahiretlik isteklerimi, kendi özel o anki zamana has isteklerimi belirten dualar ediyorum. Kuran’da geçen duaları da kullanıyorum. Namazdan sonra Allah’ın anılması emredildiğinden, namazdan sonra da Esmaül Hüsna dediğimiz Allah’ın isimlerini anlamları ile okuyorum ve bu isimlere has kısa dualar ediyorum ya da gene Kur’an’da geçen Allah’ı öven ayetleri okuyorum.
Türkçe namaz kılmak istiyorum ama nasıl dualar edeceğimi bilmiyorum; diyenler çok. Bu yüzden size bazı tavsiyelerde bulunabilirim. Namazınız için tavsiye ettiğim duaları anlamları ile ezberleyebilirsiniz. Namaz kılarken de bu duaları ezbere değil anlayarak söylediğinizin farkında olun inşallah.
Türkçe namaz kılmak çevrenizde kimse böyle kılmıyor diye tuhafınıza gidebilir. İnsan psikolojisini az çok biliyoruz, bu durum sizi üzebilir ve Türkçe kılmaktan çekinebilirsiniz. Bu yüzden içiniz rahat olsun, Türkçe kılacak olan bir tek siz değilsiniz. Ben ve pek çok tanıdığım arkadaşım Türkçe kılıyoruz. Bizim gibi Türkçe kılan pek çok insan olduğunu da internetten vs görüyoruz. Zaten insanoğlu var olduğundan beri pek çok farklı dilde namazlar kılınmış. Muhtemelen eski Türkçe dilinde de namaz kılanlar oldu. İnanın, bu şekilde namazlarınızın sizi nasıl daha iyi bir bilince ve huzura ulaştırdığını göreceksiniz. Bu sayede, namazı bırakmak bile söz konusu olmuyor, çünkü namazın bir ihtiyaç olduğunu çok daha iyi idrak etmiş olacaksınız Allah’ın izniyle.
NAMAZDA EDEBİLECEĞİNİZ BAZI DUA TAVSİYELERİ
Allah’ın sıfatlarını ve anlamlarını okuyabilirsiniz. Bununla birlikte Allah’ın isminin size hatırlattığı kendi kişisel dualarınızı ekleyebilirsiniz.Misal Allah’ın Latif ismini söyleyerek Lütfunun bol olduğunu belirttiğinizde dünyada ve ahirette size nimet vermesini dileyebilirsiniz. Allah’ın sıfatlarının olduğu listelere her yerden ulaşabilirsiniz. Bazı Kur’an meallerinde var. Bu isimler, Allah’ın Kur’an ayetlerinde özelliklerini bildirmek için belirttiği isimler.
Nas, Felak gibi kötülüklerden koruyan dualar edebilirsiniz. Fatiha gibi Kur’an’da geçen duaları Ayetel Kürsi gibi Allah’ı öven ayetleri okuyabilirsiniz. Kur’an’da geçen duaları kendiniz internetten araştırabilirsiniz. İçinde Kur’an’da geçen duaların olduğu küçük el kitapçığı tarzında yayınlara, kitapçılardan ulaşabilirsiniz.
Size, namazlarınızda kullanabileceğiniz Kur’an’da geçen bazı dua ayetlerinin numaralarını yazdım:
Müminun 97-98, Neml 19, Ali İmran 8, Ali İmran 53, Kasas 16, Ali İmran 194, Ali İmran 192, Yunus 85-86, Araf-89, Bakara 120, Müminun 109, İbrahim 40, Haşr 10, Mümin 8-9, Furkan 65, İsra 80, Meryem 4, Tahrim 8, Ali İmran 38, Ali İmran 191, Mümin 7, Tevbe 129, Nisa 75, Enbiya 83, Yusuf 86, Kasas 24, Ali İmran 173, Bakara 286, Meryem 5-6, Ali İmran 26, Bakara 129, Ali İmran 35, Tevbe 59, Kasas 22, Müminun 29, Araf 43, Yusuf 67, Kehf 24, Kalem 51-52, Felak Suresi, Nas Suresi, Tegabün 1, İsra 108, Mümin 3, Rad 30, Fatiha Suresi, Ankebut 30, Enbiya 89.
İnşallah namazımızı anlayarak ve Allah’ın emrettiği gibi huşu/saygı içerisinde kılalım.
Namazımızı şekilcilikten çıkartarak, içini Kur’an’ın gösterdiği ışıkla dolduralım ve dolu dolu bir namaz kılalım ki namazımız bizi kötülüklerden alıkoyup iyiliğe yöneltsin.
Unutmayalım, namaz kılmasına rağmen cehennemlik olan bir sürü kişi var. Çünkü onlar namazı da iyiliğe yöneltecek şekilde yerine getirmiyorlar. Namazımız bize Ahireti, Hesap gününü, İyi insan olmayı, Allah’tan çekinmeyi hatırlatsın inşallah.

Allah Kur’an’da namazın kurtuluş için önemine yeterince dikkat çekiyor ama “Namaz kılmayıp iyilik edersen kurtulursun, namaz o kadar önemli değil zaten çok az yerde namazdan bahsediliyor” gibi cümleler duyabiliriz bu tarz kötü niyetli sözler bizi rahatlığa sürüklemesin. Namazdan 1-2 yerde bahsedilmiyor lakin, zaten Kur’an’da bir uyarının 1-2 defa geçmesi onu daha az önemli yapmaz. Allah da 1-2 defa geçen uyarım daha az önemli tarzında bir şey demiyor zaten. Kur’an’a göre Allah uyarı da bulunur ve Allah bir şeyi emrettiyse konu kapanmıştır. Kur’an’da çok büyük olarak adlandırılan günahlara da az değinilip geçildiği görülebilir. Çünkü uyarı uyarıdır. Müslümanlar uyarıyı yerine layıkıyla getirmekle mükelleftir.

Konu ile alakalı olan şu yazıları da okuyabilirsiniz:

Bu emirlerin Kuran'da geçtiğini kaç kişi biliyor? 


Namaz Harici Tespih edin kelimesi ile ifade edilen Allah'ı anma ve Övme vakitleri (Tespih İbadeti) 



Peygamberler arasında Üstünlük Farkı var mı? En Üstün Peygamber Son Peygamber mi? Peygamberimiz Allah'ın Habibi mi? 




4 yorum:

  1. Selam,
    Kuranda toplu namaz kılınması emrediliyor cuma namazı ve s
    toplu namaz kılacaksak ortak dil kullanmamız gerekli değil mi? mesela ben dilini bilmediğim bir ülkeye gidince cumayı cemaetle kılmamalımıyım? her kes kendi dilinde namaz kıldığında hangi ülkeye gideceksem o ülkenin dilini bilmek zorundayım mı bir müslüman olarak? bunları göz önüne alırsak islamın bir topluma,kavme değilde tüm insnalığa gönderildiğini bazı namazların toplu kılınmasının farz olduğunu işin iine katarsak benim çıkardığım anlam namazın ortak dilde kılınması gerektiğidir. ve en mantıklısı kuranın indiği orjinal dilidir. zaten namazda okunulabilecek çok fazla sure yok. arapçasını ve türkçe anlamını öğrenmek çok zor değil bence. bu konuda sizin de görüşünüzü almak isterim.
    teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili hocam sizi çok yakından takip ediyorum güzel paylaşımlar yapıyorsunuz teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. Kuran'da toplanıp Allah'ı anmaktan (cuma suresi 9.ayette cuma gününde) bahsediliyor. Savaşta da başkaları ile topluca namaz kılmaktan da. Lakin bu anlatılardan ve bu emirlerden, günümüzde olduğu gibi, imamın okuyup hep birlikte ortak bir dilde aynı dualarda namaz kılmamızdan bahsedilmiyor. Hep birlikte bir araya toplanıp, herkesin aynı anda namaz kılması olarak düşünmekten öteye bir sonuç çıkmıyor fakat dileyenler ortak bir dille aynı namazı kılabilir. O yüzden, herkes cemaat namazlarında aynı dilde namaz kılsın vs de diyemeyiz. Örneğin ben cuma namazına gittiğimde herkes arapça kılarken onlarla birlikte secde rüku yapsam da türkçe namaz kılıyorum.

    YanıtlaSil
  4. yani topluca namaz kılmayı da bir araya gelip aynı ortamda aynı anda ibadet etmek olarak anlamalıyız.
    Lakin dileyen müminler ortak dilde, ortak dualarla, aynı namazı kılabilir.

    YanıtlaSil