17 Temmuz 2016 Pazar

Elçileri Ücret İstemeyen Dinin, Ücret Alan Hocaları...



Bu konu aslında çok kere gündem olmuş bir konu. Ben de Kuran’daki ayetlerle bir kere daha hatırlatmak istedim.
Bazıları kendilerince, “E ne yapalım, onun da paraya ihtiyacı var, kendisini dini anlatmaya ve anlamaya adamış, hep bunlarla meşgul, o da bir şekilde geçinmek zorunda’’ diyerek fanatiği oldukları hocaları aklamaya çalışıyorlar.
Kuran’a baktığımızda, dini anlatmaktan para kazanmak bir mümin için yasaktır. Dini anlatarak para kazanan kimselere de uyulmaması gerektiği (onların takipçisi) olunmaması gerektiği bildirilir.
Sizden herhangi bir ücret istemeyenlere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar. 
(Yasin Suresi, 21.ayet)
Bu ayetten, dini anlatmaktan para kazanmanın çok kötü bir davranış olduğunu, doğruyu bulanın ancak dini anlatmaktan para kazanmayanlar olduğunu anlıyoruz. Bizlere de para kazanana uymamamız emrediliyor.
Yasin okutmaya hoca çağrılır, hoca paranın miktarını açıkça söylemez ama ne kadar para verilirse onu alır(!) İşte böyle uygulamaların dinde yeri olmadığını anlıyoruz.
Anlamadan Kuran okumak ise, Allah tarafından ağır bir biçimde ayetlerde eleştirilmiştir. Ölünün arkasından da Kuran okumanın ölüye bir faydası olmaz, Kuran dirileri uyarmak için vardır. İçinde dini emirler, dini öğretiler yer alır, ölünün affına yönelik hizmet edecek sözler barındırmaz. Bir ölünün ardından, ancak Müslümanlar ibret almak için, dirileri uyarmak için Kuran okuyabilir. Bu da ancak anlaşılarak okunmasından geçer. Ölmüş kişiye affedilmesi için dua edilebilir.
Daha önce de söylediğim gibi, Kuran “dini anlatmaktan para kazanmak yasaktır” mesajı veriyor ise, konu kapanmıştır. Bundan para kazanmayıp, gidip başka iş yapacaklar, dini ise sadece Allah rızası için ücretsiz anlatan insanlar olacaklar(!) İyi bari, başkaları da Allah’ın yasakladıkları başka pis işleri “geçinmek zorundayım” diye meşrulaştırsın, kumar ya da fuhuş serbest olsun mesela, olur mu böyle bir şey? Kumar yasak emri ile, dini anlatmaktan para kazanmak yasaktır emrinin hangisini biz kullar olarak yasak olmaktan çıkartıp serbest diyebiliriz? İkisi de yasaktır ve yapıldığı takdirde bahanesi yoktur.
Din adamlarını övücü hiçbir ayet bildirilmediği gibi hep din adamlarına karşı ağır eleştiri içeren ayetler indirilmiştir. Kuran’da zaten din adamı diye bir zümre de oluşturulmamıştır. Kuran’ın oluşturmaya çalıştığı toplum yapısında, kadın-erkek her mümin, Kuran’ı araştırmak, anlamak, bilmek ve içindeki mesajları insanlara aşılamak ile sorumlu tutulmuştur. Dolayısı ile, bu görevleri toplum adına yapacak din adamları gibi özel merciler olmasını değil, her bireyin dini aktarma bilincinde olması gerektiği bildirilmiştir.
Bazı hocalar din anlatmak için çıktıkları programlardan para almadıklarını söylüyorlar, kitaplarını internette ücretsiz yayımlıyorlar. Her ne kadar bu hocaların dini bazı konularda yanlışları tespit edilebilse bile, dini anlatma konusunda çok daha samimi oldukları ve takip edilebilir oldukları açık. Para istemeyenlerin genellikle “Kuran’ı siz anlamaya çalışın, elinize alın anlayarak okuyun” diyen hocalar olduğunu görüyorum. Gelenekçi uydurmaların peşine takılmış hocalarsa para alma konusunda bir sakınca görmüyor(!) Kuran’ı araştıran aklı başında her birey; yaşı, işi ne olursa olsun; takip edilen hocaların bile yanlışlarını tespit edebilme kapasitesine geliyor.
Bu zamana kadar, gönderilen hiçbir peygamber dini anlatmaktan ötürü para kazanmamıştır. Ancak savunma savaşı serbesttir, savaş ganimeti kazanmak başka bir şeydir, her Peygamber de savaş yapma durumunda kalmamıştır.
Allah’ın gönderdiği son elçi Muhammed Peygamberimiz de dini anlatmaktan para kazanmamıştır.
Sen de onların yolunu izle ve şöyle söyle: Ben şu yaptığıma karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O sadece alemlere bir öğüttür.
(Enam Suresi, 90.ayet)
Sen, bu tebliğin için onlardan bir ücret istemiyorsun. O, bütün alemler için bir hatırlatmadan başka şey değildir.
(Yusuf Suresi, 104.ayet)
Görüldüğü gibi diğer peygamberlerin de izlediği yol, son peygamberin de izlediği yol, tebliğden para kazanmamaktır. Her konuda peygamberin davrandığı gibi davranalım diyenler, iş paraya gelince, değişiyor anlaşılan.
Diğer Peygamberlerin de ücret istemediğine dair örnekler:
Hud Peygamber:
Ey halkım, buna karşılık olarak sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni Yaratandan başkasına düşmez.
(Hud Suresi, 51.ayet) 
Şuara Suresi, 127.ayette de Hud Peygamberin aynı sözü yer alır.
Nuh Peygamber:
Hem ben sizden, buna karşılık bir mal da istemiyorum. Benim ücretim, Allah’tandır.
(Hud Suresi, 29.ayet) 
Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: Siz hiç sakınmıyor musunuz? Ben sizin için gelmiş, güvenilir bir resulüm. Artık Allah’tan sakının da bana itaat edin. Ben bunun için sizden ücret istemiyorum. Benim ödülüm sadece alemlerin Rabbine aittir.
(Şuara Suresi, 106-109.ayetler)
Salih Peygamber:
Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız âlemlerin Rabbi’ndendir.
(Şuara Suresi, 145.ayet)
Lut Peygamber:
Ben bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücret yalnız âlemlerin Rabbi’ndendir.
(Şuara Suresi, 164.ayet)
Şuayb Peygamber:
Ben bu iş için sizden herhangi bir ödül de istemiyorum; benim ödülüm âlemlerin Rabbi’nden başkasında değil. 
(Şuara Suresi, 180.ayet)
Görüldüğü gibi, bütün Peygamberler aynı şeyi söylemiştir. Kuran’da bu kadar sık tekrarlanılan bir gerçeğin, hala daha kendisine Müslüman diyen toplumda bilinmemesi, hala daha bu konu üzerinden tartışmalar olması, aslında dinimizdeki gerçeklerin nasıl da öğrenilmediğini gözler önüne seriyor. Kuran anlaşılarak okunmuyor ki gerçekler de bilinmiyor. İnsanlar kendisini hoca diyen, Kuran’a dayanmayan asılsız fetva veren, Kuran ile alakası olmayan ilmihal kaynaklarına beyinlerini bağlıyor.
Gerçek mümin, görüldüğü gibi, Allah rızası için yaptığı hiçbir işi, insanlardan maddi-manevi çıkar amacıyla yapmaz. Zekat verdiği insandan bile teşekkür beklemez. Beklentisi sadece Allah’tandır. Allah’tan bağışlanmayı, razı olunmayı ve daha sonra Allah’ın lütfuyla sonsuz güzel hayatla lütuflanmayı ümit eder.

Biz sizi yalnız ve yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık da bir teşekkür de beklemiyoruz. (Dehr Suresi, 9.ayet)

Konu ile alakalı şu yazıları da öneriyorum:

Dini konularda hoca onayı istemek

Dini konularda ilim sahibi olmak başkadır takvalı olmak başka

Allah sadece SAVUNMA amaçlı savaşa izin vermiştir

Bütün müslümanlara her gün anlayarak Kuran okumak emredilmiştir

Şeytan anlamını bilmeden okuyuşla kandırır

Kuran, anlaşılmadan okunur mu?

Allah'a emanet.


5 yorum:

  1. Yazınızı okudum Allah razı olsun. Peki, hurafe dinini değil de gerçek dini anlatan bir hoca hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir hoca düşünelim ki okulunu da okumuş ve tamamen Kuran'dan konuşuyor, insanları Kuran'a yönlendiriyor. Kuran taraftarı toplamaya çalışıyor. Ve aynı zamanda da geçinmesi gerekiyor. Bu durumda böyle bir hocanın da imamlığı bırakması mı gerekiyor?

    Ya da mümin bir üniversite hocası öğrencilerine Allah-din-bilim tebliği yapıyor diyelim, onlara Allah'ı, O'nun yaratışını ve gerçek dini anlatıyor, bu kişi bunu tamamen Allah rızası için yapıyor, fakat bir yandan da geçinmesi ve ailesine bakması gerekiyor. Bu durumda bu hocamızın ne yapması gerekir?

    Aynı şekilde, Allah rızası gözeterek bir yardım kuruluşunda çalışan birini ele alırsak, onun durumu nedir? İnsanlara yardım etmeye çalışıyor, birtakım hayırlar sağlamaya çalışıyor, bunu Allah rızası için yapıyor fakat bir yandan da geçinmesi gerekiyor, ona da verilen bir maaş var. Ne yapmalı bu kişi? Para alıyor diye işi bırakıp başka iş mi bulmalı? Bu konulara da değinirseniz iyi olur. Sevgiler ve selamlar...

    YanıtlaSil
  2. Selamlar Sevgili Allah Var blogu.

    Sorularınız 3 tane, sırası ile Kuran'dan çıkardığım sonuçları paylaşıyorum.

    1. Sorunuza Cevabım.

    Sadece Kuran'dan konuşuyor, insanlara gerçek dini anlatıyor diye (Peygamberler de öyleydi) elbette bir hocanın, imamlık yaparak para kazanması, camilerde vaaz verip geçinmek için para alması onaylanamaz. Bu bir işe dönmüş demektir. Ne olursa olsun, bundan para/ücret talebi gütmemesi ve para almaması gerekir.

    2.sorunuza cevabım

    Aslında bu soru da 1.soru ile birlikte değerlendirilmeli ve durumlara göre değerlendirme değişebilir.

    Şöyle ki,
    bir hocanın felsefe okuyup ya da sosyoloji okuyup, üniversitede hoca olup, öğrencileri Kuran'a çeken biri olması, bu sıfatını kullanıp ekranlara çıkması farklı değerlendirilmelidir.
    Çünkü bu bölümleri okuyup, hoca olan insanlara ''İSLAM DİNİNİ ANLATACAKSIN'' diye para verilmiyor. Bu bölümleri okuyup ateizm propagandası yapan var, KURAN'A ÇAĞIRAN hocalar var. Yani burada, durum, kişinin insayitifine kalıyor. Kazandığı makamı, İslam için hayırlı işler yapmak için kullandığı anlamına geliyor. İslam hakkında bilgilerinden ötürü, din hakkında konuşması için ekranlara çağrıldığında da durum değişir, çünkü kendisinden bizzat DİN ANLATMAK için talep gelmiş olur ki bu durumda para almaması gerekir.

    İmamlık yapmak ya da camide vaaz vermek farklı bir durum.
    Burada namaz kıldırdığı için, din anlattığı için gene işi DİN ANLATMA TEMELLİ BİR İŞ EDİNİP PARA KAZANMA söz konusu.

    Dinin belki de en başında diplomalı hoca okuluna döndürülmemesi gerekiyordu.''okulunun olması, eline dini anlatma diploması verilip, para kazanabileceği bir eğitmenliğe döndürülmesi'' sakıncalıdır. Çünkü, her ne kadar vicdanım, İslam dinini gerçekten gerçeği öğrenmek için DİN ÖĞRETMENLİĞİNİ okuyup gerçek dini anlatanların yasak işlediğini söylemeye dilim varmasa da, ayetler bazında baktığımda, ayetler içinde bunu yapmanın meşru olduğu söylendiğinde, tutarsızlık yaşandığını düşünüyorum.

    3.soruya cevabım

    Yardım kuruluşunda çalışan birinin durumu çok daha farklı bir konu bence. Yardım kuruluşunda çalışan kişi, dini anlatma vazifesi edinmemiş bir kişidir. Dinin yayılmasına hizmet etse bile, o kuruluşu kuranların tuttuğu bir eleman olarak, kazandığı para YARDIM olarak düşünülebilir. Yardımla gelen paradan yararlandırılsa bile. Çünkü Kuran'a göre şu kişilere parasal yardım yapılabilir:

    Sadakalar/zekât malları Allah'tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.
    Tevbe suresi 60.ayet

    Görüldüğü gibi parasal yardım yakın görünen kişilere, Allah yolunda olanlara, sadakalar ile ilginenlere yapılabilir. Bu durumda yardım kuruluşundan ya da islamı yaymak amaçlı bir kuruluşta çalışıp para kazanmak farklı değerlendirilebilir.

    YanıtlaSil
  3. YORUMUMA DEVAM EDİYORUM.

    1. ve 3. soruya verdiğim cevaplar bazında, bir din hocasının devletten aldığı paranın YARDIM PARASI olmadığı düşünülürken, müminlerden YARDIM AMAÇLI toplanan paradan, Allah yolunda olan bir müminin ya da sadakalarla ilgilenen bir müminin para almasının farklı olduğu gözükecektir. Çünkü biri YARDIM PARASIndan para almakta olup hem de bu paranın verilebileceği meşru kişiler içinde olurken; diğeri bir kuruluştan ÜCRET almaktadır, yardım amaçlı para değil.

    YanıtlaSil
  4. Özetle Pınar Evrende diyor ki:

    1- Dini anlatanların, namaz kıldıranların vs. bu hayırlardan/ibadetlerden bir ücret almamaları gerekir.

    2- Üniversite hocaları kendi inisiyatifleri doğrultusunda elbette dini tebliğ yapabilirler ve öğretmenlik maaşlarını almaya devam ederler. Ne de olsa aynı şekilde öğretmen olup da ateizm propagandası yapan da var.

    3- Tevbe 60'da belirtildiği gibi, hayır işlerinde yardım organizasyonu için bir şeyler yapmaya çalışanlar zekat/yardım parasından bir ücret alıp geçimlerini sağlayabilirler. Çünkü 1. maddedeki imamlar gibi ne insanlara parayla Kuran okuyorlar, ne namaz kıldırıyorlar. Bu farklı bir durum.

    Tüm cevaplarınız için çok teşekkür ederim, çok güzel açıklamışsınız. İnşallah bu tip sorular kafalarına takılanlar da cevaplarınızı okurlar.

    Allah sizden ve sizin gibi ücret istemeyen samimim müminlerden razı olsun.

    YanıtlaSil
  5. cami görevlisi, imam, müezzin, din kültürü öğretmenleri de, dini fiileri”geçinmek/para kazanmak” için meslek haline getirmiş -araç kılmış- oluyor.

    Allah ”dinden” ”dini bir görev edinmeden/üstlenmeden” para kazanmayı yasaklamış. Aynı şekilde dini tv programına çıkan hocaların da, tebliğ yapıp üstüne para alması (teklif etmese bile, ikram edildi diye alması dahi) günah olur. Çünkü Allah HİÇBİR GEREKÇE/BAHANE KABUL ETMİYOR. Yani, ”ben para istiyorum demedim ama verdiklerinde de geri çevirmedim” Yahut ”geçinmem lazım, elimde bir sanat yok” gibi şeyler BAHANE OLAMAZ. Para teklif etseler bile reddedecek, çünkü ”mümin dini işten para almaz” bitti. Sanatı yoksa, sanat edinecek başka bir iş bulacak. Çünkü bunu meslek haline getirmek YASAK. Bu, Allah’ın yasakladığı bir işi yapmak demek. Nasıl ki Kumarhane açıp para kazanmak yasak, tefecilik yasak, bu da böyle… Mevzu din anlatmak, dini bir iş denince maalesef insanlar ”güzel bir şeye vesile oluyor” diye para almalarını tuhaf karşılamıyor, oysa İslam’da emir böyle değil. Dini zekatta, dini tebliğ de, imamlık da ”gönülden ve karşılık kabul etmeden” yapılan işler. Peygamberler, dinle alakalı bir işten -tebliğden para kazanmadı.

    YanıtlaSil